YEREL YÖNETİMLER DEPREME KARŞI NASIL HAZIRLANMALI?

Hits: 767

Deprem bilinen en büyük doğal afetlerden biridir. Yüzyıllar boyu belirli aralıklarda yeryüzünde çeşitli bölgelerde yer kabuğu hareketine bağlı olarak meydana gelmektedir. Bu hareketliliğin sonucu olarak milyonlarca insan hayatını kaybetmiş, yaralanmış ve trilyonlarca dolar maddi zararlar oluşmuştur.

Yer kabuğunun heterojen yapıya sahip olması, deprem oluşturacak fay hatlarının hareketine sebep olacak gerilme artışlarının miktarı, bu gerilme artışlarına bağlı olarak fayların tam olarak ne zaman ve nerede kırılacağını tam olarak belirleyecek teknik donanım mevcut değildir. Ancak meydana gelen depremlerin oluş sıklıklarına ve büyüklüklerine bağlı olarak istatistik çalışmalar mevcuttur. Bunlara bağlı olarak yeni oluşacak depremler tahmin edilebilir. Son yıllarda gelişen teknolojiler sayesinde Coğrafi Bilgi Sistemlerinden(GBS) gibi faydalanarak bilinen fayların birbirlerine göre hareketleri izlenebilmekte ve fayın kırılma zamanı eskisine göre daha doğru bir şekilde belirlenebilmektedir. Bu oluş zamanı ancak yıllar mertebesinde tahmin edilebilir.

Bu bilgiler ışığında 1999 Kocaeli depreminin üzerinden 16 yıl geçti, her geçen yıl İstanbul ve çevresinde beklenen depreme yaklaşmaktayız. Bu sebeple belediyeler, üniversiteler AFAD ile işbirliği yaparak, halkı ve yaşadığı mekânları depreme karşı hazırlamak durumundadır. Belediyelerin sorumlu olduğu sınırlar içerisinde hem yapı stokunun miktarını, hem de bu yapıların depreme karşı dayanım durumunu ve içerisinde yaşayan bireyleri bilmesinde büyük yarar vardır.  Nüfus yoğunluğunu, yapı stokunun depreme karşı risk seviyesini ve depremden sonra toplanma alanlarını gösteren bilgi haritaları oluşturmak kriz yönetimine büyük katkı sağlar. Toplanma yerleri olarak özellikle yerler tahsis etmek yerine mevcut yaşamda da herkesçe bilinen ve kullanılan yerlerin belirlenmesinin her açıdan önemli olduğu kanısındayım. Bu toplanma yerleri herkes tarafından bilinir ve en kısa zamanda buralara ulaşılabilir. Bu toplama yerleri parklar, okullar ve bahçeleri, spor salonları, camiiler ve bahçeleri, kongre merkezleri, tek katlı alışveriş merkezleri olabilir. Bu yerlere kolaylıkla yardımlar ulaştırılabilir ve yaşam merkezleri haline dönüştürülebilirler. Bu toplanma yerlerinin depreme karşı dayanımlı olarak inşa edilmeli, mevcut bina ise güçlendirilmeli ve yaşam merkezi haline kısa sürede dönüşecek şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

Ayrıca her cadde ve sokak itfaiye ve ambülansın girmesine imkân sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Cadde ve sokakların belirli yerlerine oluşacak yangın risklerine bağlı olarak yangın hidranları konulmalı ve düzenli bakımları yapılmalıdır.

 Belediyelerin bilinen sorumlulukları dışında özellikle 1999 Kocaeli depreminden sonra ön plana gelen Kriz Yönetimi,  Afet ve Acil Durum Yönetimini üzerine hazırlıklarını yapmak durumundadır. Özellikle risk oluşturacak yapılanmalardan uzak durmalıdır. Halkı depreme ve diğer afetlere karşı bilinçlendirmelidir. Bunun ile ilgili broşürler hazırlayıp dağıtabilir, ilan panolarında ilanlar asabilir, konferanslar düzenlenebilir.  Bunun için başta üniversiteler ve AFAD olmak üzere devletin diğer kuruluşlarından yardım alınabilir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyini özellikle insanların can ve mal güvenliği sağlayan kurumlar belirler. Belediyelerde bunların başında gelir.